4 Haziran 2012 Pazartesi

"KRİTOVULOS TARİHİ" VE TRABZON...


Yahya Düzenli
duzenliyahya@gmail.com

Osmanlı İmparatorluğu’nun klasik döneminde iki önemli medeniyet şehri İstanbul ve Trabzon, Fatih Sultan Mehmed’in eliyle ve her ikisi de “meşakkatli” bir uğraştan sonra fethedilmişti. Bu klasik dönemin şehirler bakımından üç önemli tarihi vardır. Bunlar: 1453 İstanbul’un Fethi, 1461 Trabzon’un Fethi, 1463 Saraybosna’nın Fethi.  Bu üç şehrin içerisinde bulunduğu coğrafyaya baktığımızda, İstanbul İmparatorluğun kalbi olarak merkezde, Saraybosna batıdaki en son şehir, Trabzon ise Bizansın son kalıntısı olarak doğudaki  en son sembol şehir olarak ‘medeniyet iklimi’ne katılıyor.

Fatih dönemini anlatan, dönemin olaylarına bizzat şahit olmuş iki büyük tarihçi ve yazdıkları kronikler günümüze kadar ulaştı. Bunlar Kritovulos ve Tursun Bey’dir. Tursun Bey’in “Târîh-i Ebü’l-Feth”i ve Kritovulos’un “Tarih”idir.

Bu yazımızda söz konusu edeceğimiz “Kritovulos Tarihi”, nihayet yazılışından 550 yıl sonra tam metin halinde Yunanca aslı ve Türkçe tercümesi bir arada olarak, Heyamola Yayınları tarafından basıldı. Dünyanın akışını değiştiren olaylara şahitlik eden bir eser olarak Kritovulos Tarihi’ni yayınlayan dostum, hemşehrim Ömer Asan’ı bu önemli ve güzel eseri gün ışığına çıkardığı için tebrik ediyorum.

Orijinal tek nüshası Topkapı Sarayı Yazmalar Kütüphanesi’nde olan eser, ilk defa 1859’da Alman edebiyatçı ve teolog Constantin Tischendorf tarafından fark edilmiştr. Eserle ilgili olarak kitaba önsöz yazan Prof. Dr. İlber Ortaylı şunları söylüyor: “Mihail Kritovulos İmrozludur ve son devir Bizans ve Osmanlı’nın İstanbul döneminin ilk Helen asıllı tarihçisi olup; büyük Hükümdarın Helen kültürüne ve tarihine olan ilgisini ve bilgisini ondan öğreniyoruz. Aynı zamanda da fethin bir dönemi kapatıp öbürünü açtığını, ama medeniyetlerin bir uzlaşma içinde devamlılık sağladığına bu parlak üslupla şahit oluyoruz. Kritovulos, döneminin olaylarını basit bir vakanüvis gibi değil, geriye gidişlerle ortaya koymaktadır. Bu nedenle bizim için dönemin diğer tarihçisi Tursun Bey kadar önemlidir. ‘Fatih Sultan Mehmed’in Fethine Dair Tarih’ adlı eseri, vazgeçilmez bir kaynaktır.”

Eseri Türkçeye çeviren Ari Çokona da önsözde şunları yazıyor: “.. Kritovulos’un tarih sahnesine çıkması İstanbul’un fethinden hemen sonradır… Kritovulos’un ‘Tarih’i, eşit uzunlukta olmayan beş kitapta, 1451-1467 yılları arasında gerçekleşen olayları anlatır. Tanığı olduğu dönemin tarihi önemini kavrayan yazar, Bizans İmparatorluğunun tarihten silinmesiyle yerine Osmanlıların geçişini, bu değişimin baş aktörü olarak gördüğü Fatih Sultan Mehmed’in saltanatı çerçevesinde vermeye çalışır…

… Kritovulos ‘Tarih’ini en geç 1453 yazında yazmaya başladı ve 1466 sonbaharına kadar yazmaya devam ederek kısa bir sunuş yazısıyla Sultan’a takdim etti. Kitabın bu bitmemiş hali 1461 sonbaharına kadar geliyor, yani (I, IV-8) kitaplardan oluşuyordu. Daha sonra düzeltme ve eklemelerde bulunarak, el yazmasının son şeklini, ikinci bir sunuş yazısıyla 1467 sonbaharında Sultan’a teslim etti…”   Ari Çokona “Kritovulos’un eseri hakkında değerlendirmelerle bulunan tarihçiler, Bizanslı bir yazarın, Bizans’ı tarihten silmiş olan II. Mehmed’in hayatını yazmış olmasını hoş karşılamazlar” der.

Eserine “Konusunu tasvir ederek yüce imparatora bu kitabın yazılmasının nedenlerini açıklayan mektup” başlığıyla giren Kritovulos ithafına “Bahtiyar, mazhar ve muzaffer, üstün ve yenilmez, Tanrının yardımıyla karanın ve denizin egemeni, şahların şahı, yüce İmparator Mehmet’e, kullarının kulu adalı Kritovulos’tan” cümleriyle başlar ve  “Çağdaşlarımız, çok sayıdaki, muhteşem ve büyük eserini önemsiz ve dikkati çekmeyecek olaylarmışçasına Hellen dilinde tasvir etmeye ya da onlar hakkında bir risale yazmaya değer görmeyerek unutulmaya terk ettiler. Senin eserlerinle kıyaslanamayacak derecede önemsiz olan başkalarının eserleri, Hellenler ve Hellen tarihçiliği sayesinde herkesçe bilinir ve ünlü olurken, çok parlak ve Makedonya’lı İskender ile onun düzeyindeki başka komutanlarla kralların eserlerinden hiç geri kalmayan senin eserlerin, sana şan ve şöhret kazandırarak güzel işler başarmak isteyenlere örnek ve parlak bir ders teşkil etmek üzere Hellen dilinde tasvir edilerek Hellenler arasında yayılmadı ve gelecek nesillere aktarılmadı. Oysa krallar arasında; sözleri, eserleri, felsefesi ve yönetim becerisiyle hem iyi bir kral hem de güçlü bir asker olmayı sadece sen başardın ya da bunu başarabilen çok az kişiden biri oldun. Bu yüzden, parlak talihinden cesaret alarak bu çalışmaya başlamayı ve sayılarıyla büyüklükleri başkalarının erdem ve başarılarını kat kat geçen erdemlerinle başarılarını elimden geldiğince en iyi şekilde Hellence bir eserle anlatmayı bir hak ve bir görev olarak algıladım.”

Eseri yazma usûlüne ilişkin ise “Yüce imparator, olayların bizzat tanığı olmadığım ve haklarında kesin bilgi sahibi olmadığım için, araştırmak, bilenlere sormak ve bana söylenenleri mümkün olduğunca ciddi bir şekilde incelemek zorunda kaldığımdan büyük zahmetlere katlandım. Anlatımımı babanın ölümünden hemen sonra Asya’dan Avrupa’ya geçtiğin ve saltanatının başladığı tarihten başlatarak bu kitabı yazdım ve beş bölüme ayırdım.”  diyor.

“Bu kitap Romalılarla savaşı ve Polis (İstanbul)’in fethini içeriyor”  diyen Kritovulos, bugüne kadar daha çok İstanbul’un Fethi’yle ilgili olarak gündeme gelen ve kaynak gösterilen “Tarihi”ni  5 kitaba (bölüme) ayırıyor. IV. Kitap, Kritovulos’un “Çağımızın önemli ve tanınmış şehri” dediği “Trabzon’un Fethi”ni öncesi, fethi ve sonrasıyla anlatıyor.  Bu konuda (Tursun Bey’le birlikte) de ilk kaynak olma niteliğine sahip.

Kritovulos fetih öncesi olaylara ayrıntılarıyla temas eder ve Fatih’in Trabzon’a girişini şöyle anlatır: “Bundan sonra Sultan şehre girdi, içini dolaşarak konumunu, yerleşik kısımlarını ve nüfusunu inceledi. Kale ile saraya çıktı, iç kalenin tahkimatını, sarayın yapılarıyla güzelliğini inceleyerek hayran kaldı ve şehrin her bakımdan takdire değer olduğuna kanaat getirdi. Ardından, krala, maiyetindeki herkese ve şehrin nüfuzlu ve zengin kişilerinden bazılarına, bütün servetlerini yanlarına almalarını, eşleri ve çocuklarıyla birlikte şehri terk ederek gemilere binmelerini emretti.” 

“Trabzon Kitaplığı” veya “Trabzon Kütüphanesi”nin önemli eserlerinden birisi olan “Kritovulos Tarihi”nden dolayı Heyamola Yayınları sahibi Ömer Asan’a tekrar teşekkür ediyor, ne yazık ki kültürle-kitapla bağını kopardığı nisbette hızla stadyuma doğru koşan Trabzon’un tarihin satır aralarında kalan “ihtişamı”nı yâdellerden de olsa dinlemekle teselli buluyoruz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder